DNA
Listelerim
Kişi Detayları
Pat West (born Arthur Pat West; April 19, 1888 - April 10, 1944) was an American actor.
Filmografi
Dağlı bir keskin nişancı birinci dünya savaşında bir Alman noktasını hindi avlarken ki stratejisini kullanarak tek başına saldırıp ele geçirir ve en ünlü Amerikan kahramanlarından biri olur...
Chicago’da büyük bir gazetenin editörü olan Walter Burns ve onunla çalışan gazeteci Hildy Johnson boşanmıştır. Hildy, nişanlısı olan sigortacı Bruce Baldwin’le evlenip sakin bir aile hayatı sürmek için işten ayrılacağını Walter’a iletir. Fakat Walter’ın yazarını kaybetme gibi bir isteği yoktur. Bu yüzden Bruce’u takibe alıp, onun başını belaya sokma çalışmalarında bulunurken Hildy’i gazeteye döndürmeye ikna etmekle uğraşır. The Front Page filminin yeniden yapımı olan His Girl Friday, Amerikan Film Enstitüsü’nün 100 Yıl, 100 Gülüş kategorisinin 19. sırasında yer alır...
Stenograf Alice Sycamore, çalıştığı şirketin başkan yardımcısı da olan patronu Tony Kirby’ye aşıktır, seçkin şirketse patronunun açgözlü babası Anthony P.Kirby’ye aittir. Baba Kirby, silah ticaretinde tekel olmaya çalışmakta ve 12 blokluk bir bölgede son ev olan Alice’in dedesi Martin Vanderhof’un evini satın alması gerekmektedir. Bununla birlikte, Martin, bireyleri para yerine arkadaş edinmeye ve eğlenmeye önem veren anarşik ve uçuk bir ailenin reisidir. Tony, Alice’e evlenme teklif ettiğinde; basit ve çılgın ailesinin züppe Kirby’lerle tanışmasının zaruri olduğunu söyler, Tony kararlaştırılandan bir gün önce Alice’i ve ailesini ziyaret etmeye karar verir. Kaçınılmaz bir sınıf ve yaşam tarzı çatışması vardır, Kirby’ler Sycamore’ları küçümseyerek reddeder ve Alice, Kirby ailesinin hayatını değiştirerek, Tony ile olan ilişkisini bitirir...
Açıklama bulunmuyor.
İkinci Dünya savaşıyla birlikte yüzlerce ilk dönem ajan filmi olarak görülebilecek yapıtlar çıktı ki bir çoğunun şuan için hiçbir önemi yok. Ama aralarında Casablanka gibi, bu film gibi şahaserler de var. Bogart'ın alışık olduğumuz sert, cesur, zeki ve inatçı karakter tiplemesine devam ediyor. Hiçbir olaya bulaşmayı düşünmemesine rağmen Gestaponun yaptığı zulmü ve gaddarlığı gördükçe olayların içine dahada derinlemesine giriyor. Dönemin atmosferi çok başarılı yansıtılmış, oyuncu performansları dört dörtlük (özellikle Lauren Bacall bakışları insanın içine işliyor), senaryo tıkır tıkır işliyor, replikler ve yaratılan kişiler arası çatışma şahane, filmin tek eksisi tam tadına doyamadan çok çabuk bitiyor...
Yolculuk edeceği geminin saatler sonra kalkacağını öğrenen hareketli ve heyecanlı bir mizaca sahip olan Bonnie (Jean Arthur), zamanını, Güney Amerika’nın İngilizce konuşulan tek barında, Geoff Carter (Cary Grant)’ın yerinde geçirmeye karar verir. Küçük çapta bir posta uçağı hava alanına sahip olan ve aynı zamanda alanın işletmeciliğini de yapan Geoff, kuralcı ve katı yapısı yüzünden o gece bir pilotun ölümüne sebep olur.Olumsuz hava koşullarına aldırmadan uçuş izni veren Geoff, pilotun ölümünden etkilenen genç kadına, bunun bir iş kazası olduğunu anlatır. Patron Geoff’un vurdumduymaz tavırlarına isyan eden Bonnie, gece, genç adamla muhabbet etme fırsatı yakalar ve o an Geoff’a aşık olur.
Amazon'da bir yıllık yılan araştırmasından dönen, zengin ama mütevazı Charles Pike, bir teknede dolandırıcı Jean Harrington ile tanışır. Birbirlerine aşık olurlar ama bir yanlış anlama, onların kötü bir şekilde ayrılmalarına sebep olur. Jean, onu geri kazanmak için bir İngiliz kadınının kılığına girip ona sataşmaya başlar.
Bu kişi için dizi kredisi bilgisi bulunmuyor.