DNA
Listelerim
Kişi Detayları
Bu kişi için biyografi bulunmuyor.
Filmografi
Bu kişi için filmografi bilgisi bulunmuyor.
Dizi, Ertuğrul Gazi'nin oğlu ve Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu Osman Bey'in hayatına odaklanacak.
Polat Alemdar, kendisine verilen görevi başarıyla yerine getirip Türkiye'deki mafyanın tepesinde bulunan Kurtlar Konseyi'ni çökertmiş ve Türkiye'deki mafya yapılanmasının sonunu getirmiştir. Bu görevi layığıyla yerine getirdikten sonra Kamu Güvenliği Teşkilatı'nın (KGT) başına geçer ve devlet adına önemli operasyonlarda bulunmak için harekete geçer. Ancak yeni misyonu daha derin ve tehlikelidir.
Eylül 16’sında bir kız. Bir gecekonduda annesi Mesude, kız kardeşi Büşra ve üvey babası Kemal’le birlikte yaşıyor. Eylül, Kemal’in tacizine uğruyor. Durumu annesine anlatıyor. Annesi düşünüp taşınıp bir çözüm buluyor, Eylül’ü yetimhaneye teslim ediyor. Annesi tarafından yetimhaneye bırakılan Eylül’ü yetimhanenin müdür yardımcısı Feride avutmaya çalışıyor. O geceden itibaren Eylül’ün yetimhane günleri başlar.
Ayşe Kulin'in Köprü isimli 2003'de bir trafik kazası sonucu hayatını kaybeden Recep Yazıcıoğlu'nun yaşamından yola çıkılarak yazdığı romanının uyarlaması olan Köprü, idealist bir vali olan Fahri Yazıcı'nın hayatını anlatıyor.
Bir insanın kaderi, belki de bir ulusun kaderini değiştirir... Ustura Kemal'in hikayesi, Mütarekenin, yokluk yıllarının, yorgun ama gururlu İstanbul'un, bir milletin kurtuluş mücadelesini ekranlara yansıtıyor.İşgale karşı omuz omuza, birlikte dayanışma içerisinde yaşayan azınlıkların, Osmanlı topraklarında kardeşçe yaşayan her milletten insanın hikayesini, İstanbul'un ara sokaklarında yaşayan insanların sımsıcak dostluklarını, aşklarını izlerken geçmişi çok büyük bir özlemle anacak.
"Kara Ağaç Destanı"nda; 1950 ve 1970’li yıllarda Anadolu’nun kadim topraklarında iyiliğin yanında kötülüğün, varlığın dünyası ile yokluğun gerçeği yan yana anlatılırken heyecan, hüzün ve sevda kalplere dokunacak.
Orta Asya'nın çetin bozkırlarında Gök Kağanı Alpagu Han'ın yetim bıraktığı dillere destan savaşçı dağ kızı Akkız'la, yine Gök Sarayı'nda Alpagu Han'ın öksüz bıraktığı Gök Tegini Batuga arasındaki destansı aşkı; bu iki garip kuşun sevdalarını kılıç, yüreklerini kalkan yaparak imkânsızı başarmalarını konu alıyor. Dönem dizisi olarak karşımıza çıkan "Destan" ilk olarak "Akkız Destanı" olarak açıklanmıştı. Ardında Destan ismiyle ekranlara geleceği söylenen dizi, geçmişe doğru uzanan bir hikâyeyi konu ediniyor. Türkler'in İslamiyet'i kabul etmesinden önce 8. yüzyılda geçen bir hikâye Destan'ın ana konusunu oluşturmaktadır. Gök Kağanı Alpagu Han'ın öksüz bıraktığı savaşçı dağ kızı Akkız ile yine Gök Kağanı Alpagu Han'ın öksüz bıraktığı Gök Tegini Batuga arasında geçen hikâyede; zaman içerisinde bu ikilinin aralarında oluşan aşkla imkânsızı nasıl başardıklarını gözler önüne serecek.
Her Türk evladı asker doğar. Bazıları hem asker, hem kahraman… Bu milletin, bu ülkenin bekası için gece gündüz çalışırlar. Yeri gelir ölüme bile kafa tutarlar. Biz onlara “Kahraman” deriz. Onlar bize haykırarak cevap verir: Vatan sağ olsun!
Sahip oldukları paranın, dolayısıyla sahip oldukları gücün sınırı yok. Hikayenin ana temaları; masumiyet, büyümek, sırlar ve popüler olmak, sevilmek ve hayatta kalmak için söylemek zorunda olduğumuz yalanlar.
Prof. Dr. Veysel Tuncay, İstanbul’da kâr amacı gütmeyen bir özel hastanenin sahibidir. Hastane, borçları yüzünden zor durumdayken, doktorların bir kısmı istifa eder. Tüm ömrünü hastalarına adamış bir insan olarak, yıllarca emek verdiği hastanesinin kapanmasına gönlü razı olmayan Veysel Bey; hastaneyi kurtaracak bir ekip kurmaya karar verir. Türkiye’nin farklı yerlerinden bir araya gelen beş doktor ve beş farklı hayat vardır artık. Dertleri, aşkları, başarıları ve hırsları onları ne kadar farklılaştırsa da; hepsinin tek gayesi vardır aslında, o da: "hayat kurtarmak!"
Yakut aniden annesinin ölüm haberini alır. Arkadaşı Sinem'le birlikte gittikleri Adapazarı'nda, Yakut'un annesinin bıraktığı mektup ne muhattabının ne de Yakut'un eline geçer. Sinem mektupta yazanları görünce, mektubu yok etmeye karar verir. Mektupta Yakut'un aslında varlıklı bir kadın olan Ceyla Benderli'nin kızı olduğu yazmaktadır. Gerçek annesinin varlığından bi haber olan Yakut, Ceyla'nın üvey oğlu Derin'in ilk görüşte aşık olduğu kızdır. Oysa kaderin Yakut için başka planları vardır. Anne ve kızın hayatına giren mühendis Engin, Ceyla ve Yakut'un aşık olduğu adam olacaktır.
Şeker ve helva imalathanesi işleten, aksi huylu, Kıbrıs gazisi Sadık Helvacı, asla mutlu edemediği, gözü yükseklerde olan karısı Nesrin ve iki oğlu ile İstanbul'a yakın bir kasabada yaşamaktadır. Oğulları birbirlerinden gece ve gündüz kadar farklıdır. Hukuk fakültesi mezunu, başarılı, hırslı bir genç olan Yiğit ve özgürlüğüne düşkün, ele avuca sığmaz, serseri ruhlu kardeş Doğan. Doğan için her yeni gün, yeni bir macera demektir. Yiğit'in ise hedefi bellidir. Doğan birlikte olduğu her kadını sever. Yiğit ise tek bir kadını. Aynı kasabada yaşayan İstanbul'a yerleşme sevdasıyla yanıp tutuşan deli dolu Yasemin'i. Yiğit'in yanında işe başladığı kasabanın toprak zengini Sabit Merdoğlu, Yiğit'e ümitsizce sevdalı kızı Pınar Merdoğlu, kasaba aristokrasisinin çapkın mensubu milyoner Namık Ören, Yasemin'in alkolik annesi, hemşire Sebahat Kırca ve Yasemin'in İstanbul'da yaşayan kuzeni Evrim bu iki gencin ilişkilerinde etkin bir rol oynayacaktır.
Aynı üniversitede okuyan Ali ve Seher, bir münazara sırasında tanışır ve yolları kesişir. “Bir insanı suça iten toplum mudur, yoksa kendi seçimleri mi?” sorusu, onların hem düşünsel hem de duygusal bir bağ kurmasını sağlar. İkili, zalimlere karşı omuz omuza verdikleri mücadeleyle İstanbul’un suç dünyasını altüst eder.
19 yaşında bir hukuk öğrencisi olan Barış, günümüzde maddi durumu ve sosyal statüsü iyi olan hemen her ailenin çocuğu gibi klasik proje çocuklarından biridir. Hep en iyi okullarda okumuş, tüm öğrencilik hayatı bu okulları kazanmaya çalışmakla geçmiştir. Barış ailesinin istediği gibi bir genç adam olma yolunda ilerliyor gibi görünse de aslında hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Çünkü Barış istemi dışında programlanmış bütün bu hayatında hep bir çıkış noktası aramış ve sonunda çıkışı ailesinin asla onaylamayacağını bildiği hız tutkusunda bulmuştur. Bu delicesine hız tutkusu Barış’ın hayatının hiç beklemediği şekilde değişmesine sebep olacak ve Barış’ın İstanbul’da başlayan fırtınalı hikâyesi; şehrin kaos ortamından sıyrılarak Ömerli’deki sıra dışı bir çiftliğe kadar uzanacaktır. Barış bir yandan yepyeni bir hayatla karşılaşırken çiftliğin diğer gençleri Gülşen, Bekir, Feraye ve Aliço’nun hayatları da Barış’ın gelişiyle birlikte yavaş yavaş değişmeye başlayacaktır.
Açıklama bulunmuyor.